Çocuklarımız Neden Bu Kadar Çabuk Sıkılıyor, Hayal Kırıklığına Uğruyor Ve Hiç Bekleyemiyor?
Çocuklarla, ebeveynlerle ve öğretmenlerle 10 yıllık bir çalışma deneyimi olan bir duyu bütünleme terapistiyim ve çocuklarımızın pek çok yönden giderek
Bölüm
Çocuklarla, ebeveynlerle ve öğretmenlerle 10 yıllık bir çalışma deneyimi olan bir duyu bütünleme terapistiyim ve çocuklarımızın pek çok yönden giderek
Dünyadaki kahvaltı sofralarından seçeneklerin yer aldığı en geniş büfeyi görüntülemek üzere yola çıkan fotoğrafçı Hannah Whitaker, toplam 7 ülkedeki pek çok aileyi ziyaret ederek günün ilk öğünü için sofraya oturan evin en küçük bireylerini ve onlara sunulan yiyecekleri fotoğrafladı.
Küçük çocukları olan anneler bana sık sık, harika ergenler yetiştirmenin sırlarını sorarlar.
Hala hatırlarım, dokuz- on yaşlarındayken babamın açık öğretim kitaplarının ve klasik eserlerin içinde olduğu üç ya da dört kolili bir kitaplığımız vardı. Onlara her zaman dokunmaya cesaret edemezdim. Ne zaman ki büyüdüm –neye göreyse artık- o zaman o kitaplara dokunmama ve okumama izin verildi. Hepsini okumadım ama yine de onlarla birlikte büyümek güzeldi. Taşındığımız iki eve bizimle birlikte geldiler. Yoksulluktan mı ya da bilgisizlikten mi nedir bilinmez ama son evimizde bir kitaplığımız oldu da kitapları diziverdik raflara…
İnsanlar bugünlerde insanlık için endişe içinde. Sebebi, dünyanın her yerini saran terör saldırıları olabilir. Amerika’daki başkanlık seçimleri sırasında yapılan kampanyaların tarzı olabilir. Sebep, pek çoğumuzun, insanların sürekli kaldıkları korkunç şeyler karşısında empati hissetmekten yorgun düşmemiz olabilir. Belki de şimdiki üniversite öğrencilerinin geçmiş kuşaklara göre daha narsistik olduğunu ve daha az empati kurduğunu gösteren veriler yüzünden endişeleniyoruzdur.
Bazen öğretmenler olarak sahip olduğumuz etkiyi unutuyoruz. Okullar çok faal yerler ve öğretmenler de çok meşgul insanlar. Bu yüzden ders verdiğimiz çocuklar
Sevgili çocuklar,
“Bütün gün benimle gayet iyilerdi, ama seni gördükleri andan itibaren kendilerini kaybettiler! Neden böyle oluyor anlamıyorum!” der eşim bana sürekli.
1995’te dönüm noktası olan bir araştırma, yüksek gelir grubundan gelen ailelerin çocuklarının, hayatlarının ilk üç yılında, düşük gelir grubundan gelen çocuklara göre 30 milyon daha fazla kelime duyduklarını ortaya çıkarmıştı. Bu “30 milyon kelime açığı”, kelime dağarcığı, dil gelişimi ve okuduğunu anlama testlerindeki kayda değer farklarla ilişkilendirildi.
Günümüz çocukları okula yürüyerek gitmek gibi günlük aktiviteleri, geçmişe oranla çok daha ileri yaşlarda tek başına yapmaya başlıyor olsalar da konu teknoloji olduğunda çoğu çocuğun yaşının oldukça ilerisinde şeylere maruz kaldığını görmek mümkün.