Tüm Öğrencilerin Derse Katılımını Sağlamak İçin 3 Yöntem
İlkokul ve ortaokul düzeyindeki öğrenciler bazen çekimserlik gösterebilirler, bu yüzden tüm öğrencilerin derse katılımını sağlamak için teşvik edilen yöntemler oldukça etkili olabilir.
Bölüm
İlkokul ve ortaokul düzeyindeki öğrenciler bazen çekimserlik gösterebilirler, bu yüzden tüm öğrencilerin derse katılımını sağlamak için teşvik edilen yöntemler oldukça etkili olabilir.
Sınav günü geldiğinde, birçok kişinin midesinde gerginlikten kaynaklanan kelebekler uçar. Ancak kağıtlar dağıtılmadan sadece birkaç dakika önce, en iyi performansını sergilemek için ne yapabileceğini hiç düşündün mü? Belki de artık yapabileceğin bir şey yoktur, öyle değil mi? Sınav öncesi başarılı olmanı sağlayacak bazı pratik yöntemler var. Son gün yapabileceğin hazırlıklar sınırlı olabilir, ancak aşağıda belirtilen bazı önerilere göz gezdirmende fayda var. Ayrıca kaçınman gereken durumlar da mevcut. Hadi bu önemli olan 5 altın kurala birlikte bakalım:
Child Development dergisinde yayımlanan bir çalışma, öğretmenlerin göstereceği sekiz anahtar davranışın vasat bir anaokulu sınıfı ile mükemmel anaokulu sınıfı arasındaki farkı yaratabildiğini keşfetti.
Sınavı ya son ana bırakırsın ya da tamamen unutursun, ardından ders çalışmak için sadece birkaç saatin olduğunu fark edersin. İşte böyle durumlar için ders çalışma zamanını en iyi şekilde değerlendirmenin yolları:
Trisha Prabhu, gençlere, çevrimiçi akranlarına yönelik tacizleri önlemede yardımcı olan ReThink adlı bir yazılım programı oluşturdu.
Okullarda bilgisayar kullanılmasının öğrencilerin başarısını düşürdüğü ileri sürüldü.
Daha önce lisede İngilizce öğretmeniydim, şimdiyse ortaokulda yeni ders vermeye başlayacak öğretmenlerin hazırlık sürecinde görev alıyorum. Bir süre altıncı sınıfların fen ve matematik derslerine girdim. Fen derslerini ve bu derslere hazırlık aşamasını severdim, öğrencilerin derslerde sorgulama yapmasını sağlamak, bütün o deneyler ve hipotezler çok hoştu. Ama matematik derslerine hazırlanmak pek öyle değildi. O derslerde ne yapacağımı bilemezdim, dürüst olmam gerekirse matematikten çok fen dersi yapardım.
Eğitim adına cesur ve iddialı sözler söyleyen bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Bana, haftalık çalışma tempom içinde bireysel çalışma ve grupla çalışma sürelerimin nasıl olduğunu sordu, ikisi arasında bir denge var mıydı? Kesinlikle eşit değildi, haftalık rutin toplantılarım dışında hep bireysel çalıştığımı ilettim. “Ne ilginç değil mi?” diyerek ekledi, “Neredeyse hepimiz çalışma hayatında yalnız başımıza düşünüyor, tasarlıyor, üretiyorken eğitim hayatımızda hiç yalnız başımıza iş yapma fırsatı yakalayamıyoruz. Gerçekten de iş hayatına atılana kadar geçen öğrencilik sürecimiz bir sınıfla ortak hareket ederek, bize sunulanı alarak ve bizden istenilen kadarını vererek geçiyorken, iş hayatımızın tüm tasarımını neredeyse yalnız yapıyoruz. İşlerimizi önem sırasına biz koyuyoruz. Ne zaman mola vereceğimize, ne zaman hangi işe başlayacağımıza biz karar veriyoruz. Gerçek yaşamın simülasyonu olması gereken okul ise gerçek yaşamın bu anlamda yanından bile geçmiyor.
San Francisco’da yaşayan hünerli baba Bryan Ware, restoranlardan ve okullardan topladığı artık mum boyaları, harika bir fikirle yeniden hayata döndürüyor. Onları eriterek yeniden üreten Ware, bu boyaları da hastanedeki çocuklara ulaştırıyor.
İnsanlar eskiden iki dil öğrenmenin zihinde karışıklık yaratacağını düşünürdü. Daha da ileri gidenler, bir dili tam öğrenip diğerini hiç öğrenmemenin daha