2005 yılında Gallup tarafından yapılan bir ankette öğrencilerden en zor olduğunu düşündükleri okul dersini belirtmeleri istenmiştir. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, matematik zorluk tablosunun en üstünde yer aldı. Peki matematiği zorlaştıran şey nedir? Hiç merak ettin mi?
Dictionary.com zor kelimesini şöyle tanımlıyor:
“…kolay veya kolayca yapılamayan; başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için çok fazla emek, beceri veya planlama gerektiren.”
Bu tanımdan, matematiğin kolayca anlaşılabilen bir konu olmadığı anlamına ulaşılır. Matematiği birçok öğrenci için zor kılan şey, sabır ve azim gerektirmesidir. Birçok öğrenci için matematik sezgisel ya da otomatik olarak gelen bir şey değildir. Bazen öğrencilerin çok fazla zaman ve enerji harcamasını gerektiren bir konudur.
Bu, çoğu kişi için sorunun zeka seviyesiyle çok az ilgisi olduğu anlamına gelir; bu çoğunlukla bir dayanma gücü meselesidir. Ve öğrenciler anlamak söz konusu olduğunda kendi zaman yönetimlerini yapamadıkları için, öğretmen bir sonraki konuya geçerken zamanları kalmayabilir.
Ancak birçok bilim insanına göre büyük resimde beyin tipinin de bir unsuru var. Herhangi bir konuda her zaman karşıt görüşler olacaktır ve insanın öğrenme süreci de tıpkı diğer konular gibi süregelen tartışmalara tabidir. Ancak birçok teorisyen, insanların farklı matematik anlama becerilerine sahip olduğuna inanıyor.
Bazı beyin bilimi akademisyenlerine göre, mantıklı düşünmeye yatkın olan sol beyinli düşünürlerdir. Bu öğrenciler, olayları adım adım çözmekten hoşlanır ve kavramları bu şekilde anlamaya eğilimlidirler. Diğer yandan, sanatsal ve sezgisel düşünen sağ beyinli öğrenciler daha bütünsel bir yaklaşım benimserler. Dolayısıyla, sol beyin baskın öğrenciler kavramları hızlı bir şekilde kavrayabilirken, sağ beyin baskın öğrenciler kavrayamaz. Sağ beyin baskın öğrenci için bu geçiş dönemi kafalarının karışmasına ve geride kalmalarına neden olabilir.
Matematik bilgisi kümülatiftir, yani bir yapı taşı yığını gibi çalışır. Bir alanı etkili bir şekilde inşa etmeden önce bir konuda bilgi sahibi olmak gerekir. İlk matematiksel yapı taşlarımız ilkokulda toplama ve çarpma kurallarını öğrendiğimizde oluşur ve bu ilk kavramlar temelimizi oluşturur.
Bir sonraki yapı taşları ortaokulda, öğrenciler formülleri ve işlemleri ilk öğrendiklerinde ortaya çıkar. Öğrencilerin bu bilgi çerçevesini genişletmeye devam edebilmeleri için bu bilgilerin yerleşmesi ve sağlam hale gelmesi gerekir.
Asıl sorun ortaokul ile lise arasında ortaya çıkmaya başlar çünkü öğrenciler çoğu zaman hazır olmadan yeni bir sınıfa ya da yeni bir derse geçerler. Ortaokulda 50 puan alan öğrenciler, almaları gereken puanın yarısını aldıklarını ve başardıklarını düşünürler. Bu düşünce yaygındır çünkü:
Sonuç olarak, öğrenciler yeni seviyeye sallantılı bir temel üzerine geçerler. Bu sallantılı temel, matematik gibi kümülatif bir konuda ilerlerken büyük bir engel teşkil edebilir ve sonunda tamamen başarısızlığa yol açabilir.
Buradan çıkarılacak ders nedir? Matematik dersinden 50 puan alan her öğrenci, daha sonra ihtiyaç duyacağı kavramları öğrendiğinden emin olmak için yoğun bir şekilde tekrar yapmalıdır. Matematik dersinde zorlandığını fark ettiğinde dersini tekrar etmene yardımcı olması için bir özel öğretmen edinmen akıllıca olacaktır.
Matematik ve zorluk söz konusu olduğunda birkaç şey tespit edilmiştir. İşte matematikle ilgili bazı tespitler:
Bu kulağa kötü bir haber gibi gelse de aslında iyi bir haber. Yeterince sabırlı olursan düzeltmen oldukça kolay olur.
Matematik çalışmalarının neresinde olursan ol, temelini güçlendirmek için yeterince geriye gidersen başarılı olabilirsin. Ortaokul matematiğinde karşılaştığın temel kavramları derinlemesine anlayarak boşlukları doldurmalısın.
Nereden başlarsan başla ve nerede zorlanırsan zorlan, temelindeki zayıf noktaları kabul ettiğinde ve boşlukları pratikler ile anlayarak doldurduğundan emin olmalısın.
Kaynak: https://www.thoughtco.com/why-math-seems-more-difficult-for-some-students-1857216