Standart Testlerle İlgili 34 Temel Sorun

0
316

Amerika’nın Florida eyaletinde 2017 yılının başlarında alınan bir kararla, üçüncü sınıfların dördüncü sınıfa geçebilmeleri, öğrencilerin okuldaki durumuna ya da ders notlarına bakılmaksızın tek bir standart okuma testine bağlı kılındı. Bu testte başarı gösteremeyen öğrencilerin dördüncü sınıfa geçmelerine izin verilmeyecekti.

Bazı üçüncü sınıf öğrencileri bu testlere katılmama kararı aldı ve bu kısa zamanda ülke çapında bir harekete dönüştü. Testlere katılmayı reddeden öğrencilerin aileleriyse okullarına dava açtı. Ağustos ayında alınan mahkeme kararı ailelerin lehine sonuçlandı. Bu karara göre üçüncü sınıf öğrencilerinin bir üst sınıfa geçmelerine izin vermeyen okullar hatalıydı. Dava temyiz edildi ve Bölge Temyiz Mahkemesi ailelerin lehine karar alan hakimin kararını bozdu.

Mahkemeden çıkan karar ise şöyleydi: “Bu standart testin (ELA) amacı, dördüncü sınıfa geçmesine izin verilmeden önce öğrencinin okumasında bir eksik olup olmadığını ve ek okuma dersine ihtiyacı olup olmadığını değerlendirmektir. Bu test “takdire şayan” amacına, ancak öğrenci teste girip tüm sorulara elinden gelen en iyi şekilde cevap verdiğinde ulaşabilir. Bunu yapmamak öğrenciye – ve halka – kötülük etmek demektir.”

Bu mahkeme kararı Florida ve tüm Amerika’da hararetli tartışmalara sebep oldu. Standart test puanlarını güvenilir bulmayan eğitimcilerin bazıları bu kararı, “utanç verici” ve “aptalca” buldu.

Mahkemeden bir sahne. Çizim, ailesini desteklemeye gelen 11 yaşındaki Peyton Mears isimli bir öğrenciye ait.

Üçüncü sınıf öğrencilerinin tüm yıl boyunca okulda gösterdikleri performansa ve öğretmenlerinin fikirlerine bakılarak değerlendirilmesi yerine her şeyin tek bir sınava indirgenmesi ve bu testte başarılı olamayan çocukların üçüncü sınıfı tekrar etmek zorunda bırakılması büyük eleştiri topladı.

Standart testlerin öğrenci üzerinde yarattığı tahribatı gözler önüne sermek isteyen Floridalı eğitimci Marion Brady, standart testlerin negatif sonuçlarının uzun bir listesini oluşturdu. Brady’e göre “ticari amaçlı üretilen” ve “makineler tarafından puanlandırılan” standart testlerin zararları şunlar:

  • Testler sosyal sınıf, etnik, bölgesel ve diğer kültürel farklılıklar karşısında kaçınılmaz olarak taraflıdır.
  • Teste hazırlanmaya maddi olarak gücü yetenlere haksız yere avantaj sağlar.
  • Öğretmenin, öğrenenlerin farklılıklarına uyum sağlayabilme potansiyelini radikal bir şekilde kısıtlar.
  • Sınıf öğretmenlerine, çok az faydalı geribildirim sağlar, hatta hiç sağlamaz.
  • 1893 (!) yılında kabul edilen baştan sona kusurlu, eski ve “bilgiyi parçalara ayıran” bir müfredata dayanır.
  • Oyun, müzik, sanat ve diğer sözel olmayan öğrenme şekillerinin ihmaline yol açar.
  • Skorlamada oluşan hata payı hesaplamalarından kaynaklı problemleri saklar.
  • “Standart olmayan” şekilde düşünen test katılımcılarını (ki çocuklar genelde böyledir) cezalandırır.
  • Müfredatın kontrolünü test “üreticilerinin” eline verir.
  • Puanları yükseltmek için tehdit, rüşvet ve diğer dışsal motivasyonların kullanımını teşvik eder.
  • Çocukların gelecekte bilmeleri gereken şeylerin zaten bilindiğini varsayar.
  • Başarısızlığı ya da düşük başarıyı aşırı vurgular.
  • Politik amaçlarla manipüle edilebilecek – ve bazen edilen – puanlar üretir.
  • Mantıksız bir şekilde hile yapma baskısı yaratır.
  • Keyfi ve subjektif olarak belirlenmiş geçme-kalma puan dilimlerini kullanır.
  • Öğretmen yaratıcılığını ve bir meslek olarak öğretmenliğin cazibesini azaltır.
  • Süreklilik gösteren değerlendirmenin kullanımını ve buna gösterilen ilgiyi azaltır.
  • Hiçbir “hayatta başarı” öngörü gücüne sahip değildir.
  • Öğrencilere ders kaynaklarını haksız bir şekilde sadece geçme-kalma puan dilimleri çerçevesinde aktarmaya sebep olur.
  • Bir insanın hayatını değiştirebilecek puanlama hatalarına açıktır.
  • Bireysellik ve insana verilen değer gibi evrensel değerlere aykırıdır.
  • Okula ve eğitime karşı negatif bir tutum ve gereksiz bir stres yaratır.
  • Bilginin alana/konuya göre yapay bir şekilde bölümlere ayrılmasını sürekli kılar.
  • Giderek artan miktarda vergilerimizin, sınıflardan alınıp şirket kasalarına akmasına sebep olur.
  • İnsan değişkenliğinin engin ve yaratıcı potansiyelini boşa harcar.
  • “Makine” tarafından değerlendirilemeyen yenilikçi öğretim yöntemlerinin önünü keser.
  • Haksız ve boş yere sadece ikinci el bilgilerin bellekten çağrılmasını ödüllendirir.
  • Mevcut öğretim süresinden çalar.
  • Bir çeşit kumar gibidir ve öğrencilerin başarı oranını artıran tahmin stratejileri üretmesini teşvik eder.
  • Puanlamada zamanı önemli bir faktör haline getirir. Oysa zaman, beceriyle ve yapabilirlikle tamamen ilgisiz bir parametredir.
  • Test bıkkınlığı, isteksizliği ve en nihayetinde testleri ciddiye almayı reddetme güdüsü yaratır.
  • Test sorularının düşük kalitesini kapalı kapılar ardına gizler.
  • Testlerin niteliğini en iyi değerlendirecek insanların, bu işi yapmaya en yakın ve yatkın kişiler (eğitimciler!) olduğu temel demokrasi ilkesini baltalar.
  • Amerika Ulusal Bilimler Akademisi’nin yayınladığı rapora göre testler öğrenci başarısını artırmaz.

Yeni bilgi, çok sayıda kompleks düşünme süreciyle üretilir. Varsayımda bulunma, çıkarımda bulunma, bağlantı kurma, değer biçme, hayal etme ve daha niceleri… Ve bu sayısız düşünme süreçlerinden sadece ikisi – hatırlama ve uygulama – anlamlı bir “sayı” üretecek kadar yeterli kesinlikte ölçülebilir.

Standart testlerdeki yüksek puanlarını gururla afişe eden okullar aslında öğrencilerinin düşünmelerini, birkaç düşük düzey düşünme süreciyle sınırlandırma isteklerinin reklamını yaparlar.

Bu nasıl iyi bir şey olabilir?

 

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/news/answer-sheet/wp/2017/04/19/34-problems-with-standardized-tests/?tid=a_inl&utm_term=.779df4ab177a

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here