Podcast Dinlemek Çocukların Okuma Becerilerini Nasıl Artırabilir?

0
12588

Bundan iki yıl önce lisedeki bir öğrencime İngilizce dersimde bir roman okuması için resmen yalvarmıştım. Bu alışık olmadığımız bir sorun değil. Oldukça parlak bir öğrenci ve iyi bir sporcu olan bu kız öğrenci bana, beş dakika kitap okuduktan sonra bütün dikkatinin dağıldığını söyledi. Sınıfta okuyamadığı için o öğleden sonra takım otobüsünde romanın sesli kitap versiyonunu dinleme sözü verdiğinde, bunu pek de heyecanla karşılamadım. “Bu kez yedi dakika kadar okumaya çalış ve sonra ara ver,” diye cevap verdim. Ama öğrencimin birkaç dakika sonra yine kitap okumaya ara verdiğini görebiliyordum. Bir romanı, sessiz sınıfımın dışında sadece ödev için okuyan öğrencileri çok inandırıcı bulduğumu söyleyemem.

Ama bir süre önce öğrencilerimin gönüllü bir şekilde birlikte bir hikaye okuduklarını keşfettim. Hem de hepsi aynı anda. Ve hepsi de alışık olmadığımız bir aracı yani podcast’leri kullanıyorlardı ve buna bayılıyorlardı. Oysa ironik bir biçimde Podcast’leri seven insanlar, çoğunlukla oturup kitap okumaya zamanı ya da eğilimi olmayan insanlardır.

Dünyanın en çok indirilen Podcast’lerinden biri olan Serial isimli diziyi duymuşsunuzdur belki. Amerikan yapımı olan bu başarılı Podcast, “kulaklar için üretilmiş ve dinlemek için tasarlanmıştır, okumak için değil” ibaresiyle yayınlanıyor. Oysa öğrencilerin sınıfta Serial’ın bir bölümünü dinlerken odanın ortasındaki bir ekranda gösterilen senaryo metnine toplu bir şekilde sabitlenmiş gözlerle baktıklarını gördüğümde oldukça şaşırmıştım. Ayrıca metni aşağı kaydırırken biraz geç kaldığımda bağrışmalarından büyük bir mutluluk duymuş ve şaşkınlık yaşamıştım.

Artık çok iyi bildiğim birşey varsa, o da ergenlik çağındaki öğrencilerimin sınıfımda çağdaş Podcast’leri dinlemekten büyük zevk aldığıdır. Ayrıca bu Podcast’leri derslerimde ana metin olarak kullanmaya da başladım. Örneğin ırkçılık ve önyargılar konusunu işlediğimiz bir derste, yine en popüler Podcast dizilerinden biri olan This American Life’ın bir bölümünü kullandığımda öğrencilerim bundan inanılmaz etkilenmişlerdi.

Bundan sonra çeşitli Podcast’leri derslerimin bir parçası haline getirdim. Örneğin eleştirel düşünme, dinlediğini anlama ve hikaye anlatıcılığı sanatına yönelik çok şey barındırdığı için Serial’ın ilk sezonunu çalıştık öğrencilerimle. Bu dersler sırasında öğrenciler çok fazla kitap okumadığı için kendimi suçlu hissetsem de bir hikayeyle meşgul olmaları – hakkında soru sorma istekleri, eleştirel düşünmeyi kullanmaya dair içsel motivasyonları – buna değerdi.

Serial bir polisiye podcast dizisi olduğu için öğrenciler gönüllü bir şekilde ipuçlarını değerlendirdi, haritalar üzerinde çalıştı, birbirleriyle tartıştı ve daha önce yazdıklarının iki katı daha fazla yazı yazdılar. Belki de beni en memnun eden şey, aynı Podcast’i dinleyen öğretmenleri, ebeveynleri ve okul yöneticileriyle yetişkin sohbetlerine girebilmeleriydi.

Popülerliği giderek artan Podcast’leri sınıflarında kullanan başka öğretmenler olduğunu da duymuştum. Podcast dinleyip kendi Podcast’lerini yaratan öğrenciler, eğitime yönelik Podcast’ler ve öğretmenler için ders planı Podcast’leri bunlardan sadece bazıları.

Artık lise öğrencilerinin – en azından benimkilerin – okumayı ve aynı anda Podcast’leri dinlemeyi çok daha fazla sevdiğini biliyorum. Podcast’lerin bu kadar ezber bozan bir araç olacağı aklıma bile gelmemişti. Oysa şimdi sınıfımda ışıkları kapatıyorum, kelimeleri ekrana yansıtıyorum ve onlara, “İşte ihtiyaç duyanlar için bu da metni,” diyorum. Bu metinlere herkesin ihtiyaç duyduğu ise aşikar. Hepsi birden başını çeviriyor. Hatta bazıları metni iyi görmek için oturduğu yeri bile değiştiriyor.

Ancak benden daha da fazlasını keşfetmiş öğretmenler olduğunu fark ettiğimde şaşkınlığım daha da arttı. Benim gibi bir lise İngilizce öğretmeni olan Rich Hovey, dizinin senaryosunu kullanarak öğrencilerinin gönüllü bir şekilde Serial’ın birinci sezonuyla birlikte bağımsız olarak okumalarına izin veriyor. “Öğrencilerimin okumaya bu kadar odaklandıklarını görmek, bir taraftan dinlerken diğer taraftan metni Chromebook’larında heyecanla aşağı kaydırdıklarını görmek muhteşem bir şey,” diyor Hovey.

Bir ay önce öğrencilerimden, sömestr sonuna kadar kalan derslerde ne yapmak istediklerini dürüst bir şekilde yazmalarını istedim. Seçenekler şunlardı: Birlikte bir kitap okumak, bir başka podcast dinlemek ya da ekrandaki metinle aynı anda bir podcast dinlemek. Altmış ikisi sonuncuyu seçerken, iki tanesi sadece podcast’i ve bir tanesi de sadece okumayı seçmişti.

Sebepleri ise çok çeşitliydi. Çoğu sesli kayıtla birlikte okumanın odaklanmalarını sağladığını ve dinlerken ara vermemelerini sağladığını söylüyordu. Bazıları ise aynı anda birkaç şey birden yapabildiklerini (multi-task) yani aynı anda not alabildiklerini ya da çalışma kağıtlarına yazabildiklerini ve gözleri ekranda olmasa bile hikayeyi yakalabildiklerini söylüyordu. Bazılarıysa biraz ileriden okuduklarını ve dinlerken alıntılar yapabildiklerini dile getiriyordu. Gözlerinde bozukluk olan bir öğrenci ise hikayenin keyfini yarıda bırakmadan okuma molası verebilmekten mutluydu. İngilizce’yi ikinci dil olarak öğrenen birkaç öğrenci de kelimelerin okunuşlarını doğru olarak öğrenmenin tadını çıkarıyordu.

İspanya’da Pompeu Fabra Üniversitesi’ndeki iletişim bilimler profesörü Emma Rodero şöyle diyor: “Yazılı bir sayfaya bakmaktan farklı olarak dinlemek daha aktif bir şeydir, çünkü beyin bilgiyi, çalma hızında anlamak zorundadır.” Öğrencilerimden Roberto’nun da benzer bir görüşü var: “Belli bir hızı yakalamak zorunda olmak okumama yardım ediyor.”

Belki de öğrencilerimin Podcast metinlerini sevmelerine çok şaşırmamalıyım. 5 yaşındaki kızım uzaktan kumandanın gelişmiş işlevlerini öğrendiğinden beri çizgi filmlerine alt yazı koyuyor. Öğrencilerim de – özellikle İngilizce’yi ikinci bir dil olarak öğrenenler – yeni kelimeler öğrenme konusunda benzer bir motivasyon yaşıyor. Öğrencim Jose Aguilar şöyle diyor: “Podcast-metin kombinasyonu okumaktan çok daha iyi çünkü kelimeleri doğru telaffuzla okumamı sağlıyor.” Sınıf arkadaşı Jon Rios ise Podcast dinlerken metni de mutlaka okuduğunu söylüyor çünkü ona göre hem dinlemek hem de okumak çok faydalı. O zaman nerede olduğunu daha iyi biliyor.

Benzer bir durum Hindistan’da çok daha geniş bir ölçekte gözlenmiş. 1999 yılından itibaren belli televizyon kanalları bazı televizyon programlarına “aynı dilde altyazı” koymaya başladığında ülkedeki okuryazarlık oranında artış gözlenmiş. Bu fenomenle ilgili yayınlanan haberlerde, altyazılı programları izleyen bölgelerde okuma yazma oranının iki katına çıktığı belirtiliyor.

Nitekim pek çok bilimsel araştırma da bunu destekler nitelikte. Örneğin Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, alt yazılar yoluyla anadil ve yabancı dil öğrenimini ele alıyor. Bu araştırmanın sonucuna göre bir kelimenin hem yazılı hem de işitsel formu öğrenmeyi kolaylaştırıyor.

Yine de altyazılı filmler ya da televizyon programlarının ergenler arasında Podcast’ler kadar ilgi çekmediğini net bir şekilde söyleyebilirim. Bunun sebebi belki de dinlerken sürekli zihninizde hikayeye ilişkin kendi imgelerinizi oluşturabilmeniz ve kendi prodüksiyonunuzu yaratabilmeniz. Bu çok daha özel bir bağ kurmanızı sağlar, çünkü bunu görsel medyayla asla yapamazsınız. Ya da öğrencilerimden birinin söylediği gibi, “kelimeleri dinlemek aklıma görüntüleri de getiriyor.”

Sınıfta sesli kitaplar da Podcast’lerin yanında yetersiz kalıyor gibi görünüyor. Birincisi bence bir ergen için tek bir anlatıcı tarafından bir hikayenin klasik bir şekilde okunması çok uyku getirici ve sıkıcı bir şey. Bir keresinde bir Edgar Allan Poe hikayesinin sesli kitap versiyonun bile onları cezbetmemesi beni çok şaşırtmıştı. Yine bir başka araştırma diyaloglar yoluyla anlatılan bir hikayenin, geleneksel bir anlatıma göre dinleyicilerin dikkatini daha fazla harekete geçirdiğini söylüyor.

Yeni dönem Podcast’lerin de bir çeşit rönesans dönemi yaşadığını kabul etmek lazım, çünkü çoğu Podcast eskisine göre çok daha iyi. Çünkü belli ki günümüz yazarları, “dinlemek” için yazmanın farklı teknikler gerektirdiğinin farkındalar ve bunu bol bol kullanıyorlar. Belki de bu yüzden Podcast’ler hikaye anlatıcılığında ustalaşmaya da yardımcı olabiliyor.

“Hikayeyi dinlemeyi daha çok seviyorum, ama aynı zamanda okuyabilmem de gerekiyor,” diyen çoğu öğrencim, anlattığım tarzda okuma etkinliklerini heyecanla bekliyorlar.

 

Kaynak: https://www.theatlantic.com/education/archive/2016/03/the-benefits-of-podcasts-in-class/473925/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here