Okullarda Dans Neden Matematik Kadar Önemlidir?

0
144

Birkaç yıldır Londra Modern Dans Okulu’nun müdavimlerindenim. 2016 yılında okulun kurucu müdürü onuruna her yıl düzenlenen konuşmayı yapmak üzere davet edildim ve dansın okullardaki rolü üzerine bir konuşma yapmaya karar verdim.

Konuşmadan önce, “Neden Eğitimde Dans Matematik Kadar Önemlidir?” konu başlığımı twitter’da paylaştım. Aldığım birçok olumlu tepkinin yanı sıra başlığa kuşkuyla yaklaşanlar da oldu. Biri, “Gelmiş geçmiş en kısa konuşma mı olacak?” diye sorarken bir başkası açıkça, “Ken, dans matematik kadar önemli değildir,” dedi. Bir diğer tweet ise şöyleydi: “Yani? Telefon muzdan daha önemlidir. Karıncalar ise banyo ördekleri kadar önemli değildir. Ataçlar da dirseklerden daha önemlidir.” (Bu cevap yaratıcıydı en azından.) Bazı cevaplar konuyla daha ilgiliydi: “Öyle mi? Kime göre, neye göre önemli? Bu arada matematik öğretmeniyim.”

Matematiğe karşı çıkmıyorum. İnsan aklının büyük yaratıcı macerasının vazgeçilmez bir parçası matematik. Aynı zamanda dansın dinamikleriyle yakından ilgisi var. Karşı çıkmaktansa bu, çocuğu bir bütün olarak eğitmek için eşitlik talep eden bir argüman. Her çocuğun eğitiminde, dans ve diğer sanat dallarının; dil bilgisi, matematik, fen ve sosyal bilimler ile eşit önemde olması gerektiğinden bahsediyorum.

Dans nedir? İlişkilerin, duyguların ve fikirlerin, hareket ve ritim aracılığıyla fiziksel ifadesidir. Dansı kimse icat etmedi. Tarih boyunca her kültürün kalbinin derinliklerinde yer almış olan dans, insanlığın nabzının bir parçasıdır. Birçok türü, stili ve geleneği kapsar ve aynı zamanda sürekli evrilmektedir. Oynadığı roller, eğlendirmekten kutsallığa kadar uzanır ve her türlü toplumsal amacı kapsar.

Bazı insanlar, dansın yaşamda ve eğitimde elzem bir unsur olduğunun epeydir farkında. Dance Education around the World: Perspectives on Dance, Young People and Change (Dünyada Dans Eğitimi: Dans, Gençler ve Değişim Üzerine Perspektifler) adlı kitaplarında araştırmacılar Charlotte Svendler Nielsen ve Stephanie Burridge, birbirinden çok farklı ortamlarda dansın ehemmiyetiyle ilgili en yeni çalışmaları bir araya getiriyorlar: Finlandiya’dan Güney Afrika’ya, Gana’dan Tayvan’a, Yeni Zelanda’dan Amerika’ya… Dansın okullardaki düşük statüsü kısmen, zekayı daha çok sözel ve matematiksel muhakeme ile ilişkilendiren geleneksel akademik çalışmaların yüksek statüsünden kaynaklanıyor. Nielsen ve Burridge tarafından toplanan çalışmalar, dansa yönelik daha derin bir anlayışın zeka ve başarının standart algısına meydan okuduğunu açığa çıkarıyor; hareket etmenin her yaştan ve sosyal çevreden insan üzerindeki değişim gücünü gösteriyor. Dans, sıkıntılı hayatlarda neşe ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olabilir ve okullarda şiddetin ve zorbalığın yol açtığı gerginlikleri hafifletebilir.

Bazı profesyonel dans grupları okullar için programlar sunuyor. Bunlardan biri, Dancing Classrooms (Dans Eden Sınıflar). New York merkezli kar amacı gütmeyen bu kuruluş, salon dansını ülkenin en problemli semtlerinden birkaçının ilk ve ortaokullarına getiriyor. Bu organizasyon, dans aracılığıyla, özellikle cinsiyetler arasındaki sosyal ilişkileri geliştirmeyi ve iş birliği, saygı, merhamet kavramlarını aşılayarak okulların kültürlerini zenginleştirmeyi hedefliyor. Dansçı Pierre Dulaine tarafından 1994’te başlatılan program şu anda her okula, bir gösteriyle sonlanan ve on hafta süren yirmi ders sunuyor.

Florida’da bulunan Lehigh İlkokulu eski müdürü Toni Walker, Dans Eden Sınıflar ile çalışma hikayesini şöyle anlatıyor: “Bir kız öğrencimizin hikayesini anlatacağım. Sözkonusu genç okulumuza ilk geldiğinde, hakkındaki dosya fazlaca kalındı,” diyor Walker. “Kendini kanıtlama ihtiyacı duyuyordu, herkesin onun güçlü ve kavgaya hazır olduğunu bilmesini istiyordu.” Salon dansı programına katılmak istememişti ancak katılım isteğe bağlı değildi. Çok geçmeden, doğal bir yeteneği olduğunun farkına vardı. “Bir sonraki derste tavrı biraz daha farklıydı ve dans etsin diye onunla kavga etmek zorunda kalmadık. Sadece sıraya girdi.”

“Üçüncü ve dördüncü derslerin sonunda öğrenci tamamen değişmişti,” diyor Walker: “Farklı hareket ediyor, farklı konuşuyordu; daha nazikti, saygılıydı. Bir tane dahi disiplin cezası almadı. Annesi onu böyle görünce gözlerine inanamamıştı. Program tek kelimeyle muhteşem. İnsanların düşündüklerinden çok daha muazzam.”

Dans eğitimi öğrencilerin sosyal ilişkilerinde, özellikle cinsiyet ve yaş grupları arasında önemli faydalar sağlıyor. Dansın pek çok türü, salon dansı dahil olmak üzere, doğasında sosyallik barındırır. Eşzamanlı hareket etme ve empati ile doğrudan fiziksel temas içerir. New York’ta Dans Eden Sınıflar ile ilgili bir değerlendirmede öğretmenlerin yüzde 95’i, birlikte dans etmenin bir sonucu olarak öğrencilerin iş birliği yapma ve yardımlaşma becerilerinde gözle görülür gelişme olduğunu belirtti. Los Angeles’da yapılan bir çalışmada ise okul müdürlerinin yüzde 66’sı, programa katıldıktan sonra öğrencilerinin birbirlerini daha çok benimsediklerini ve yüzde 81’inin çevrelerindeki insanlara daha saygılı davrandıklarını bildirdi. Dansın ekonomik yararları da cabası. Bir istihdam alanı olmanın yanı sıra dans, işverenlerin, iş birliği yapan ve uyumlu bir işgücü için gerekli gördüğü çoğu kişisel niteliği destekliyor.

Bir okul müdürü, beşinci sınıf öğrencilerinin okuma ve matematik puanlarındaki gelişmelerden özellikle etkilenmişti. “Programın çocuklarımızın akademik hayatlarındaki etkisi su götürmez bir gerçek,” diyor Emanuel Benjamin Oliver İlkokulu müdürü Lois Habtes. “Buraya ilk geldiğimde, öğrencilerin notları çok düşüktü. Geçen sene -programdaki ikinci senemiz- notlar yüzde 83 oranında yükseldi. Bu yıl ise beşinci sınıfımız okuma sınavında yüzde 85’lik bir başarı ile okulun en yüksek başarı oranına sahip.”

Mesele sadece dans değil elbette. Dans Eden Sınıflar‘ın başarısı, fiziksel aktivite ile eğitimsel başarı arasındaki ilişkinin kanıtlanmış bir örneği. ABD’de çoğu okuldaki genel eğilim; matematik, fen ve İngilizce lehine zamanın artması adına beden eğitimi ve benzeri derslerde kesintiye gitmek yönünde. Bu tedbirler, karar merciinin tahmininin aksine başarıyı getirmiyor.

Kinesiyoloji ve pediatri alanlarından bir grup araştırmacı, fiziksel aktivitenin okul çağındaki çocuklar üzerindeki etkisini kapsayan 850’den fazla çalışma üzerinde geniş bir inceleme yaptı. Çalışmaların çoğu, haftada üç ila beş gün yapılan 30 ila 45 dakikalık orta dereceli ya da yoğun fiziksel aktivitenin; obezite, kardiyovasküler sağlık, tansiyon ve kemik yoğunluğu gibi fiziksel unsurların yanı sıra depresyon, anksiyete, benlik algısı ve akademik başarıyı nasıl etkilediğini ölçüyordu. Araştırmayı yapan grup, bu kategorilere yönelik güçlü kanıtlara dayanarak, öğrencilerin günde en az bir saatlik orta dereceli ya da yoğun fiziksel aktiviteye katılmasını şiddetle tavsiye etti. Özellikle akademik başarıyı değerlendiren araştırmacıların elindeki veriler şu sonucu destekliyor: “Fiziksel aktivitenin hafıza, konsantrasyon ve sınıftaki davranışlar üzerinde olumlu etkisi vardır.”

ABD’de devlet okullarındaki çoğu çocuk, müzik ve görsel sanatlar alanlarında az da olsa bir eğitim alıyor – her ne kadar yarım yamalak olsa da. Ancak dans ve tiyatro, okullarda çoğunlukla ikinci sınıf muamelesi görür ve yoksulluk çeken öğrenciler için sanat alanında fırsat yakalama ihtimali oldukça düşüktür. “Hala, hiçbir sanat dersi alamayan milyonlarca öğrenci var. Çoğu, bu derslerin muhtemelen en çok ihtiyaç duyulduğu yoksul bölgelerde bulunuyor,” diyor araştırmacılardan Bob Morrison.

“Matematiğe ya da dil bilgisi derslerine erişimi olmayan milyonlarca öğrenciye sahip olmak kabul edilir bir durum olur muydu?” diye soruyor Morrison. “Tabii ki hayır ve bu duruma sanatta da müsamaha gösterilmemeli. Sanat eğitiminin sadece doğuştan yetenekli insanlar için olduğuna dair bir inanış var, ancak mesleki seçimleri ne olursa olsun sanatın herkese iyi geldiğini biliyoruz. Salt matematikçi yetiştirelim diye matematik öğretmiyoruz, edebiyat derslerinin amacı da bir sonraki yazar neslini yaratmak değil sadece. Aynı durum sanat dalları için de geçerli. Bütün bunları; sanattan kazandıkları becerileri, bilgiyi ve deneyimleri iş ve özel hayatlarında uygulayabilen, çok yönlü insanlar yetiştirmek adına öğretiyoruz.”

 

Yazı: Ken Robinson

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://ideas.ted.com/why-dance-is-just-as-important-as-math-in-school/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here