Çocuklarınızın Risk Almasına İzin Vermiyorsanız, Onlara Zarar Veriyor Olabilirsiniz

0
1601

Hepimiz helikopter ebeveynleri ve ne kadar korkunç olabileceklerini biliyoruz. Yaşadığım yer olan New York’ta bir anne, dört yaşındaki kızını iki yaşındaki çocuklarla çok uzun süre oynattığı için ve bunun ileride kızının iyi bir üniversiteye girme şansını azaltacağını düşündüğü için yılda 19,000 dolar verdiği çocuk yuvasına dava açtı.

Uzun hikaye, ama dokuz yaşındaki kızının yalnız başına metroda yolculuk etmesine izin veren ve ‘Amerika’nın En Kötü Annesi’ lakabı takılmış biri olarak bu konuda sanırım fazla bir şey söyleyemem. Yine de kanımca, o annenin en büyük “ayıbı”, çocuğunun iyi olacağına inanmamaktı. Karma yaş oyununun, “suluktan” sonra çocuklar için icat edilmiş en muhteşem şey olduğunun farkında değildi. Halbuki kızının iki yaşındakilerin üzerinde hakimiyet kurması, ona dünyanın nasıl işlediğini öğretebilirdi.

Yine de çocukları için çaresizce en iyisini yapma peşinde olan ebeveynleri hedef haline getirmenin bir anlamı yok. Çok da seçenekleri yok. Gözümüzün neredeyse 7/24 çocuklarımızın üstünde olmasını dayatan bir kültürümüz var. Örneğin Amerika’da, çocuklarının yalnız başına dışarı çıkmalarına izin verdikleri için tutuklanan birkaç ebeveyn oldu. Çocukları birinin gözetimi olmadan bırakmak normal karşılanmamaya başlandığından beri korkunç bir döngünün içine girdik. Ebeveynler çocuklarının etrafında pervane kesiliyor çünkü bunu yapmamak artık çok zor (ve hatta bazı ülkelerde yasadışı).

Siz çocuğunuzun okula kendi başına yürümesini ya da dışarıda akşama kadar oynamasını isteyen bir anne ya da baba olsanız dahi, çocuğunuzun yürümek ya da oynamak için bir arkadaş bulma şansı yok. 1971 yılında İngiltere’de sekiz yaş çocuklarının yüzde 80’i okula yalnız yürürken, bu oran 2006’da yedi ila on yaş çocukları için yüzde 12’ye düşmüş durumda.  

Eğer dünyanın sonu geliyor olsaydı, bu aşırı gözetimin bir anlamı olurdu. Ama aslında insanlık tarihinin en güvenli döneminde yaşıyoruz. İngiltere’de bu yıl şiddet içeren suçlarda küçük bir artış olsa da, bu artış 33 yıllık bir düşüşün ardından geldi. Yani aslında günümüz ebeveynleri, bugün olduğundan çok daha tehlikeli bir dönemde dışarıda oynuyorlardı.

Çocuklarımızı sürekli bir yetişkinin gözetiminde tuttuğumuzda, onların güvende olduğunu düşünüyoruz. Ama aslında tam tersini yapmış oluyoruz. Çocukların biraz bağımsızlığa hatta az da olsa risklere gereksinimleri vardır.

Riskli oyunlar üzerine bir araştırma, çocukların aslında başa çıkabilecekleri ‘dozda’ riski göze aldıklarını gösteriyor. Örneğin, tırmanma duvarında öncekinden daha yukarı tırmanırken hissettikleri heyecan, onlar için cesur olmanın getirdiği bir ödül oluyor. Konfor alanlarının sınırlarında ne kadar parmak ucunda dolanırlarsa, o kadar cesur oluyorlar. Korkularınızla yüzleşmenin, psikologların “anti-fobik etki” dediği bir etkisi oluyor.

Bu fırsatlardan mahrum bırakılmış çocuklar, nihayetinde daha kaygılı insanlara dönüşüyorlar. Kendi cesaretlerini toplayabilmekten, kendi oyunlarını organize etmekten ve kendi çatışmalarını çözmekten aciz kalıyorlar. Asla yollarını kaybetmemiş ve evlerinin yolunu bulmak zorunda kalmamış, korkmamış ve sonrasında da bir şeyi başarmamış oluyorlar. Başa çıkma becerileri güdük kalıyor.

Günümüz çocuklarının önceki jenerasyonlara göre kendi başlarının çaresine bakmakta daha fazla zorlanmalarının nedeni bu olabilir. Amerika’da “aşırı kaygılı” olduğunu bildiren lisans öğrencilerinin sayısı, 2011’den 2016 yılına kadar yüzde 50’den yüzde 62’ye fırladı. Çocuklar pek çok riskten ve sıkıntıdan korunduklarına, yetişkinliklerinin ilk yıllarında bunlara karşı aşırı duyarlı hale geliyorlar. Bu (aşırı kaygı) belki de sadece ‘güvenli alan’ isteğinden ibaret. Ancak bu, bu öğrenciler güvende değil anlamına gelmiyor. Ama belki de, bir şeyler onları kaygılandırdığı ve bunu kimse durdurmadığı (şimdiye dek hep ebeveynlerinin yaptığı gibi) için böyle hissediyor olabilirler.

Aslında çare çok basit: Yetişkinlerin çocuklara özgürlüklerini geri vermelerini kolaylaştırın. Öğretmenlerin, okula yürüyerek gelmek ve gündelik işler yapmak gibi şeyleri kendi başlarına yapmaları konusunda çocukları teşvik etmelerini sağlayın. Oyun parklarını serbest oyuna açık hale getirin ki, çocuklar kendi eğlencelerini kendileri yaratabilsinler.  Çocuklarının kendi başlarına bir şeyler yapmasına izin veren ebeveynleri tutuklamayın ya da ayıplamayın. Çocukluk dönemi tehlikelerini ve zorluklarını aşırı abartmayın. Geride durabilecekken hemen olaya dahil olmayın.

No Fear (Korku Yok) kitabının yazarı Tim Grill, bana 17 saniye kuralını şöyle anlatıyor: Bir çocuk çatışmasına müdahil olmadan önce 17’ye kadar sayın. O zamana kadar çocukların çoğu, olayı kendi kendine halledecektir. Bunu yapmaya devam ederseniz, muhtemelen üniversitede de kendi kendilerine halledeceklerdir.

 

Kaynak: https://www.spectator.co.uk/2017/10/if-you-dont-let-children-take-risks-you-are-damaging-them/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here