Bir İskandinav Gibi Ebeveyn Olmak

2
1650

Amerika’da anne olduğumda, hiç beklemediğim bir ebeveynlik deneyimiyle karşılaştım. Çocuklarla dolup taşmasını beklediğim oyun alanları genellikle bomboştu. Küçük çocukların çoğu ya evde ekran başına çakılmışlardı ya da anaokullarında ders çalışıyorlardı. Kışın bebeğimle dışarıda yürüyüşe çıktığımda insanlar bize acıyan gözlerle bakıyor, bizi arabayla eve bırakmayı teklif ediyordu. Bu sırada, memleketim İsveç’te çocuklar, hava nasıl olursa olsun, hem okuldayken hem de evdeyken mutlaka dışarı çıkıyordu. Eğitici oyun kartlarını, duvarlardaki yazıları ve henüz anaokulundayken akademik açıdan hazır olmak gibi şeyleri unutun; İskandinav anne babalar küçük çocuklarının ağaçlara tırmanmasını ya da topraktan solucan çıkarmasını akademik konuları öğrenmesinden daha çok önemserler. Ama iki kültür arasındaki şaşırtıcı farklılıklar bununla sınırlı değil.

Bebeklerini yılın her mevsiminde dışarıda uyuturlar.

İskandinav anne babaların çoğu, bebeklerinin ve çocuklarının her gün temiz havaya çıkarılması konusunda o kadar kararlıdır ki, bebeklerini dışarıda, bebek arabalarında uyutur. Evet, kışın, en soğuk havalarda bile. Peki bu uygulamanın faydası ne? Finlandiya’da yapılan bir araştırmada anne babalar, sıkıca sarıp sarmaladıkları bebeklerinin dışarıda soğuk havada daha iyi uyuduğunu ve temiz hava nedeniyle bunun çok sağlıklı olduğunu düşündüklerini belirtti. Doktorlar da çocuklar mikroplara daha az maruz kaldığı ve enfeksiyon riski azaldığı için bu yöntemi öneriyor.

Cinsiyete takılmazlar.

İskandinavya’da bebeğin cinsiyeti üzerine kutlamalara ve törenlere rastlanmaz. İsveç’de, hastanelerde bebeğin cinsiyeti ultrasonda belli olsa bile bu açıklanmaz, anne babaların çoğu bebeklerinin cinsiyetini bebek doğana kadar bilmezler. Anne babalar, erkek ve kız çocuklarına eşit davranırlar. Kalıplaşmış cinsiyet rollerini güçlendirecek ürünler sunan oyuncak ya da giysi markalarını protesto ederler. Hatta bazı anne babalar çocuklarını, eğitim pedagojisinin özellikle geleneksel cinsiyet rollerini kırmaya odaklandığı, cinsiyet açısından nötr yuvalara ya da anaokullarına gönderir.

Çocuklarını fiziksel olarak cezalandırmazlar.

İsveç, 1979’da her tür fiziksel cezalandırmayı yasaklayan ilk ülke oldu, hemen peşinden komşuları Finlandiya ve Norveç geldi. Hafifçe vurmak bir zamanlar çocuklara disiplin vermek için kullanılan yaygın yöntemlerden birisiydi ama 1960’lardan başlayarak aileler bu uygulamadan uzaklaştılar. Nitekim İsveç devletinin resmi internet sitesinde şöyle yazar: “Demokratik ve eşitlikçi bir ideale ulaşmak arzusunun giderek güçlenmesi, daha fazla İsveçlinin, çocuklar da dahil olmak üzere herkesin şiddetten eşit bir şekilde korunması gerektiği anlamına gelir.” Bugün her türden fiziksel disiplin girişimi, İskandinav ebeveynler için yabancı ve uzak bir kavramdır.

Çıplaklık konusunda rahattırlar.

İskandinav anne babalar, hava durumu elverdiği sürece küçük çocuklarını, dışarıda çıplak bir şekilde oynamaları için teşvik eder. Çıplaklığın utanç verici bir şey olduğunu düşünmezler. Aksine çocuklarının kendi bedenlerini tanımalarının ve kendilerini rahat hissetmelerinin önemli olduğunu düşünürler. Bu düşünce yapısı, çocuk kitaplarına da yansır. Kitaplarda bazen çıplak çocuklar anatomik olarak gerçekçi bir şekilde resmedilir. İsveç devlet televizyonunda okul öncesi çocuklara yönelik yayınlanan, kadın ve erkek cinsel organlarının şarkı söylediği bir çizgi film ülkede büyük olay yarattı. Ancak sebebi ebeveynlerin buna öfkelenmesi değil, çocukların bu çizgi filme bayılmış olmasıydı.

Çocuklarının koşturmalarını ve üst başlarını kirletmelerini teşvik ederler.

Çocukların açık havada üst başlarını kirleterek oyunlar oynaması, İskandinav toplumunda çocukluğun doğal ve hatta önemli bir parçası olarak görülür. Anne babalar çamurlu çizmeleri, sıyrılmış dizleri ve kirli kıyafetleri çocuklarının macera ve keşif dolu bir gün geçirdiklerinin bir işareti olarak görür. İskandinavlar ceplerinde ufak dezenfaktanlarla dolaşmaz ya da çocukları bir parça çamurun tadına baktı diye paniğe kapılmazlar. Amerika’da yapılan son araştırmalar, bunda haklı olduklarını; topraktaki mikropların çocukların alerji ve astıma karşı daha dirençli olmasını sağlayabileceğini gösteriyor.

Kaynak: http://time.com/4968712/parenting-advice-scandinavian/

2 YORUMLAR

  1. Her zaman kışın bile dışarıda uyutmaları, ağaca çıkmayı akademik çalışmalardan daha çok önemsemeleri ve üzerlerini kirletmelerini desteklemeleri bize de lazım. Diğer bahisler bizim kültürümüze ve değerlerimize uygun değil. Fıtratla inatlaşmamak gerek. Onlarında bizden öğrenecekleri çok şey var bence…

  2. İnovasyon “bu bize uygun değil” demekle başlar ve biter.
    Çıplaklık konusu bizim kültürümüze uygun değil ama kültürümüze uygun hale getirilebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here