Almanya’da Bir Orman Okulundan İzlenimler: Tanımadığımız Bir Şeyi Korumamız Mümkün Değil!

0
847

Bir eğitimci olarak bu söz beni gerçekten etkiliyor. Bu sebeple çocukların doğayı daha fazla tanımaları için fırsatlar yaratmaya çalışıyorum. (Neler yapmaya çalıştığım/çalıştığımız ayrı bir yazı konusu olsun.) Eğer doğayı koruyamazsak, ilerde çocuklarımızı büyük tehlikeler bekliyor olacak.

Peki, ben neler mi yapıyorum? Çocuklarla beraber daha fazla doğada olmanın yollarını arıyorum. Bu amaçla geçtiğimiz baharda Almanya’ya gittim. Almanya’nın en kuzeyinde bulunan küçük bir kasaba olan Flensburg’da bir orman okuluna.

Bizi kabul eden ve yaptığı eğitimle ilgili detayları paylaşan öğretmen, uzun zamandır Flensburg Orman sınıfının başında bulunuyor.

Beraber oldukları yaş grubu 2 ile 6 yaş arasında 22 çocuktan oluşuyor. İki öğretmen ve bir stajyer olarak çalışıyorlar. Ormanın içine çocukları karşıladıkları bir alanları var. Her sabah aileler genelde bisikletleriyle çocuklarını buraya getiriyorlar ve öğretmenlere teslim ediyorlar. Çocuklar kahvaltı etmiş olarak geliyor. Ve hemen oyuna geçiyorlar. Tüm çocuklar aşağı yukarı 09.30’a kadar gelmiş oluyorlar.

Sonrasında bulundukları alanda çember şeklinde oturabilecekleri bir alanları var, oraya çağırılıyor bütün çocuklar. Ama bu çağırılma bir şarkı ile. Öğretmenlerden bir tanesi sesini yükseltmeden normal bir ses tonu ile şarkı söylemeye başlıyor ve çocuklar oturma alanına gelmeye başlıyor. Sabah yoklamasını yapıyorlar. Yoklamayı öğretmenler değil çocuklar yapıyor. “Kaç kişi olduğumuzu saymak isteyen var mı?” sorusuna 2 yaşındaki bir çocuk, yanlış sayarak cevap verse de öğretmen tüm sakinliğiyle kabul edip, teşekkür ederek başka bir çocuğa söz veriyor. 5- 6 yaşlarındaki çocuklar kaç kişi geldiğini, kimlerin gelmediğini söyleyerek toplama-çıkarma çalışmaları yapıyorlar.

Hava durumunu ve hangi oyun alanına gitmek istediklerini konuşuyorlar sonra. Niye hangi oyun alanı? Çünkü ormanda kullanabilecekleri 40 ayrı oyun alanı var. Bu oyun alanlarının hiçbirinde yapılandırılmış malzeme yok. 40 oyun alanının isimleri var. Ve hava durumuna göre ortak karar veriliyor. Bir oyun alanına karar verildikten sonra yola çıkıyoruz. Yaklaşık 1,5 kilometrelik bir yürüme yolumuz var.

Çocuklardan büyük olanların birkaç tanesi önden koşarak gitmeye başladılar. Biz misafir olarak kalabalık bir gruptuk. Yaklaşık 15 yetişkin olarak çocukların arasında yürüyoruz. Bir süre sonra önden giden çocuklar durdu. Ben de neden durduklarını sordum. “Burası yol ayrımı, hangi taraftan gideceğimize Petra karar verecek, onu bekliyoruz,” dedi. Sonra Petra ile konuştuğumuzda hava şartlarına göre hangi yollardan gidileceğine kararı öğretmenlerin verdiğini ve çocukların yol ayrımlarında beklediklerini söyledi. Bu arada bir çocuk dikkatimi çekti. Kendi boyunun yaklaşık 3 katı uzunluğundaki bir ağaç dalını arkasından sürükleyerek taşıyordu. Bunu tüm yol boyunca oyun alanına kadar taşıdı, dönüşte yine oyun alanından geri toplanma alanına kadarda taşımaya devam etti. Orman okullarıyla ilgili Finlandiya’dan bir eğitim almıştım ve o sistemde şöyle bir kural vardı: Herkes kendi kol boyu kadar dal parçası taşıyabilir. Bunu bildiğimden Petra’ya bu durumu sordum. “Siz izin veriyorsunuz ve sakınca görmüyorsunuz,” dedim. O da bana, “Evet, görmüyorum. Çünkü her çocuğun ihtiyacı ve gelişim süreci farklı. O çocuk o dal parçası ile vücut dengesini bulmaya çalışıyor. Başkalarına ve kendine zarar vermediği sürece problem değil,” dedi. Doğru! Bir öğretmenin çocukların gelişim ve ihtiyaçlarına göre karar verebilmesi ve uygulayabilmesidir esas fayda.

Oyun alanı olarak oldukça değişik bir alana gittik. Birçok ağacın devrilmiş olduğu bir alandı burası. Bu bölgede devrilen ve kesilmek zorunda olan hiçbir ağaç yerinden kaldırılmıyor. Tekrar doğaya dönüşümü bekleniyor. Çocuklar için inanılmaz bir cennet. Etraf ağaçlardan köprüler, oyuklar ve daha birçok farklı alanla dolu. Çocuklar yaklaşık 40- 50 dakika serbest oyun oynadılar.

Almanya Flensburg’ta bir orman anaokulunun günü işte böyle geçiyor. Biz ise şimdilik haftada üç gün iki saat ormana gidebiliyoruz. Bir gün inanıyorum ki, hem böyle bir eğitimi bizler de yapabileceğiz hem de böyle eğitmenler yetiştirebileceğiz.

Doğa, hem çocuklar hem de yetişkinler için en iyi eğitim ortamı….

 

Esra Gür Demirbaş

https://www.instagram.com/bilgikozasi/

bilgikozasi.com.tr

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here